Cepkolik

Samsung Galaxy S7 – S7 Edge [İnceleme]

Samsung’un son amiral gemileri Galaxy S7 ve Galaxy S7 Edge satışa sunuldu. Bizler de bu iki cihazı edindik ve en ince detayına kadar sizlere aktardık.

Samsung, Mobil Dünya Kongresi’nin ardından vakit kaybetmeden Galaxy S7 ve Galaxy S7 Edge’i Amerika ve Avrupa’da 11 Mart tarihinde satışa sundu. Ülkemizde ise 18 Mart’da satışa çıktı. Geçtiğimiz sene Galaxy ailesi üç farklı modelden oluşmaktaydı. Bu sene Samsung, iki farklı Edge modelini tek bir cihaza dönüştürerek karşımıza Galaxy S7 ve Galaxy S7 Edge ile çıkıyor. Galaxy S7 Edge her iki taraftan kıvrımlı yapıya sahip 5.5 inç boyutunda bir ekrana, Galaxy S7 ise düz yapıya sahip 5.1 inç boyutunda bir ekrana sahip. İki cihaz arasında aynı zamanda batarya kapasitesi farkı da var.

Ülkemizde bu cihazların satış fiyatları Galaxy S7 için 2799 TL, Galaxy S7 Edge içinse 3299 TL olarak belirlenmiş. Maalesef telefonun fiyatı çok yüksek. Şuana kadar Android platformunda bu kadar yüksek fiyatlandırmaya sahip başka bir telefon görmemiştik. Samsung’un fiyatlandırma konusunu bu sefer Apple’ın yolundan izlediğini görüyoruz.

Lafı fazla uzatmadan incelememize ilk olarak kutu içeriği ile başlayalım.

Artıları (+)

Eksileri (-)

Kutu İçeriği

galaxy s7 edge kutu içeriği

Samsung Galaxy S7 ailesi önceki neslin cihazlarına göre daha kaliteli bir kutu ile karşımıza çıkıyor. Cihazın kutusunda mıknatıslı bir kapağa yer verildiğini görüyoruz. Küçük ama önemli bir detay. Kutu içeriğinden telefon haricinde kulaklık, USB kablosu, şarj adaptörü, OTG adaptörü ve kullanma klavuzları çıkıyor.

Kulaklığın, tıpkı Apple cihazlarındaki gibi plastik bir taşıma kutusuna sahip olduğunu görmekteyiz. Bu güne kadarki Samsung cihazlarında, kulaklık şeffaf poşet içerisinde geliyordu. Taşıma kutusu güzel düşünülmüş fakat kulaklığı dolayabileceğimiz herhangi bir çıkıntısı bulunmuyor.

Kutu içeriğinde OTG adaptöre yer verilmesi doğru tercih olmuş. MicroUSB’yi normal boyutlardaki USB’ye dönüştüren bu adaptör sayesinde telefona USB cihazlarını bağlayabiliyoruz. OTG adaptörü ile Samsung Galaxy S7 ailesine  klavye, fare, USB bellek, USB kulaklık, joystick veya taşınabilir disk gibi bir çok cihaz bağlayabiliyoruz. Aynı zamanda USB portu üzerinden başka bir telefona şarj aktarımı da mümkün.

Kutu içeriğinden hızlı şarj destekli adaptör ve bununla uyumlu USB kablosu çıkıyor. Kablosuz şarj standı ise kutu içeriğinde yer almıyor.

Tasarım

Samsung Galaxy S7 ve Galaxy S7 Edge, Samsung’un alışık olduğumuz tasarım çizgisini devam ettiriyor. Kabaca baktığımızda Galaxy S6 ailesine benzer görünse de yapılan estetik dokunuşlar telefonun çok daha ışıltılı ve çok daha premium görünmesini sağlamış. Küçük tasarım değişikliklerinin yanında bir takım ergonomik değişiklikler de yapılmış. Samsung Galaxy S6 serisindeki keskin noktaların avuç içine batma sorunu, Galaxy S7 ve Galaxy S7 Edge’de daha oval hatlara yer verilmesiyle düzeltilmiş.

Tasarımsal anlamda en dikkat çekici özelliğin 2.5D eğimli ekran teknolojisinin olduğunu söyleyebiliriz. 2.5D teknolojisi, ekranın köşelerden eğimli görünmesini sağlıyor. İlk olarak iPhone 6S’te karşılaştığımız bu teknoloji, son zamanlarda tanıtılan bir çok telefonda bulunmakta. Kullanıma herhangi bir kolaylık sağlamasa da tasarımsal anlamda telefona büyük derinlik katıyor.Özellikle Galaxy S7 Edge’in çerçevesiz yapısı ile 2.5D ekran teknolojinin bir araya gelmesi, ortaya su damlası misali bir tasarım çıkarmış.

Galaxy S6 ailesinde tamamen düz bir arka kapağa yer verilirken Galaxy S7 ailesinde tıpkı Note 5’deki gibi kavisli kenarlara sahip olan bir arka kapağa yer verilmiş. Bu küçük değişiklik, cihazın elde tuş hissine çok büyük kolaylık sağlıyor. Özellikle de büyük ekranlı Galaxy S7 Edge modeline büyük ergonomi kazandırıyor.

Samsung, eklediği bir yenili bir sonraki nesilde kaldırabiliyor ve daha sonraki nesilde tekrar o özelliği ekleyebiliyor. Firma, bu huyundan vazgeçmemiş olacak ki Galaxy S5’de yer alan ve Galaxy S6’da kaldırılan suya ve toza dayanıklılık özelliği Galaxy S7 ile tekrar karşımıza çıkıyor. Daha önce IP67 sertifikası standardıyla yer alan bu özellik, Galaxy S7 ve Galaxy S7 Edge’de IP68 sertifikası standardıyla yer alıyor.

Galaxy S7 ve Galaxy S7 Edge; 1.5 metre derinliğe kadarki tatlı su içerisinde, 30 dakika boyunca su geçirmeden durabiliyor. MicroUSB girişinin içerisine bir adet nem sensörü eklendiğini görmekteyiz. Telefon, bu sensör sayesinde microUSB girişinde nem tespit ederse elektrik akışını kesiyor ve meydana gelebilecek sorunlardan kendini koruyor. Bununla ilgili kullanıcıya bir de uyarı mesajı gösteriliyor. Bu özelliğe daha önce başka bir telefonda rastlamamıştık.

Dilerseniz tasarımın detaylarında daha derine inmek için Galaxy S7 Edge‘i elimize alalım ve hem her iki yüzüne hem de kenarlarına dikkatle bakalım. İlk olarak cihazın ön yüzüne baktığımızda ince ekran çerçeveleri ve eğimli ekranın kesinlikle muazzam göründüğünü söyleyebiliriz. Galaxy S7 Edge‘e ön yüzünden bakıldığında  etkilenmemek elde değil. Galaxy S7 Edge’in ekran çerçeve oranı %76.1. Ekranın alt bölümünde tıpkı daha önceki Galaxy S cihazları gibi bir adet fiziksel home tuşu, iki adet de kapasitif Android tuşu bulunuyor.

Home butonu tıpkı Galaxy S6‘daki gibi parmak izi okuyucusuna sahip. Sensörde herhangi bir geliştirme bulunmuyor. Geçen seneki sensörün aynısı kullanılmış. Sensör çift kademe ile çalışıyor. Yani sadece parmağı sensörün üzerine koymak değil aynı zamanda butona basmak da gerekiyor. Tuşun verdiği tepkime süresinden dolayı küçük bir vakit kaybı olabiliyor. Ekranın üst bölümünde ise ahize, Samsung logosu, ön kamera, yakınlık sensörü ve ışık sensörü yer alıyor. Cihazın ön yüzü Gorilla Glass 4 ile korunuyor.

Cihazın arka yüzüne baktığımızda ise Galaxy S6‘ya göre bu bölümün daha parıltılı göründüğünü söyleyebiliriz. Yine cam malzemenin kullanıldığı bu yüzeyin Gorilla Glass 4 koruması bulunuyor. Galaxy S6’ya göre bu yüzeyin kavisli yapıya sahip olduğundan bahsetmiştik. Bir diğer farklılık ise kamera çıkıntısı. Galaxy S6’da kamera sensörü aşırı çıkıntılı bir yapıya sahip. Samsung mühendisleri bu çıkıntıyı tamamen kaldıramasalar da kabul edilebilir bir seviyeye indirmeyi başarmış. Galaxy S6 serisi cihazlar düz bir zemine koyulduğu zaman bir tarafı aşağıda bir tarafı yukarıda kalıyordu.

Galaxy S7 serisinde bu sorun ortadan kalkmış. Samsung bu sorunu çözmek için cihazın kalınlığını arttırmış. Galaxy S7 Edge 0.7mm kalınlaşarak 7.7mm kalınlığına erişirken, Galaxy S7′nin 1.1mm kalınlaşarak 7.9mm kalınlığına eriştiğini görüyürız. Bu kalınlık artışına etki eden bir diğer önemli faktör de arttırılan pil boyutları. Önceki neslin cihazlarına göre kalınlaşmış olsalar da başka modeller ile kıyasladığımızda Galaxy S7 ve S7 Edge‘in ince ve hafif olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Cihazın arka kapağı maalesef çıkarılabilir yapıya sahip değil. Batarya değiştirilemeyeceği için yekpare kasa bazılarının hoşuna gitmeyecektir.

Yekpare kasadan ötürü cihazın üretim aşamasına dair seri numaraları ve sertifika numaraları cihazın arka bölümüne konumlandırılmış. Fakat Samsung güzel bir tercih yaparak bu yazıların rengini kasanın rengine benzer tonda kullanmış. Böylelikle bu dikkat dağıtıcı detaylar tasarımı

Cihazın üst kenarına baktığımızda gürültü engelleyici mikrofon ve Sim kart ile MicroSD karta ev sahipliği yapan kızaklı yapıya sahip slota yer verildiğini görüyoruz. MicroSD kart desteği Galaxy S6’da kaldırılmış ve büyük tepki almıştı. 200 GB’a kadar bütün microSD kartları kullanabilmek mümkün.

Cihazın sağ kenarında güç butonu, sol kenarında ise ses açma-kapama butonu bulunuyor. Güç butonu, başparmağın denk geleceği yere konumlandırılmış. Ergonomi açısından doğru yerde diyebiliriz.

Cihazın alt kenarına baktığımızda burada 3.5 mm kulaklık jackını, microUSB girişini, mikrofonu ve hoparlörü görüyoruz. Açıkçası bu bölümde hayal kırıklığına uğradık. Geleceğin bağlantı girişi USB Type-C’ye bu telefonda yer verilmeliydi. Son zamanlarda tanıtılan telefonların neredeyse tamamı bu teknolojiye geçerken Samsung’un bu gelişmeyi bir sonraki nesile saklaması büyük dezavantaj.

USB Type-C ile hem daha hızlı veri alışverişi hem de daha hızlı elektrik transferi yapılabiyor. Bunun yanında USB Type-C ile HDMI, VGA ve Display Port gibi bir çok çıkış alınabiliyor. USB Type-C sadece telefonlarda değil notebooklarda da kullanılıyor. Samsung, hem USB Type-C kabloların yeteri kadar yaygın olmadığından hem de GearVR ile uyumluluk açısından bu girişe yer vermediğini ifade ediyor.

Kullanıcılara dört farklı renk seçeneği sunuluyor: Siyah, Beyaz, Gümüş ve Altın renkleri.

Galaxy S7 Edge‘in, bugüne kadar tanıtılan Android telefonlar arasında göze en hoş görünen model olduğunu söyleyebilirim. Kavisli ekranıyla Galaxy S7’den çok daha güzel görünüyor. Malzeme kalitesi, işçilik ve ergonomi anlamında her iki telefon da özenle tasarlanmış. Kullanım esnasında gördüğümüz olumsuz durumlar da görmedik değil. Alt kısıma konumlandırılan hoparlörün küçük tasarlanması zaman zaman avuç içinize gelip kapanmasına neden olabiliyor.

Galaxy S7 Edge‘in kenar çerçeveleri çok ince olduğu için telefonu masa gibi düz bir zeminden elimize almak zorlayıcı olabiliyor. Telefonun hem önü hem arkası tamamen cam olduğu için olası bir düşme durumunda iki yüzeyinde kırılma ihtimali çok yüksek. Telefonun iki yüzü de parmak izini topluyor. Yağ gidericinin daha efektif kullanılması gerekirdi. Kullanıcıların büyük bir kısmı her ne kadar istemese de kılıfla kullanmak durumunda kalacak.

Ekran

Mobil cihazlardaki en iyi ekran teknolojisi Super AMOLED, Galaxy S7 ve Galaxy S7 Edge‘de de karşımıza çıkıyor. Üstelik bu sefer ekran üzerinde çeşitli düzenlemeler de yapılmış ve Samsung bu konuda rakiplerine adeta meydan okumuş. Galaxy S7’de 5.1 inç boyutunda, Galaxy S7 Edge’de ise 5.5 inç boyutunda 1440×2560 px çözünürlüğünde ekran yer alıyor. Geçtiğimiz yıl iki farklı ekran boyutuna sahip Galaxy Edge modeliyle karşılaşırken bu sene iki cihazın ortası büyüklükte tek bir Edge cihazı ile karşılaşıyoruz.

Bu sene LG G5’te de kullanılan Alwas On Display özelliğinin bu cihazlarda da kullanıldığını görüyoruz. Always On Display sayesinde, ekran kilitli olsa bile saat, bildirimler ve takvim sürekli olarak ekranda gösteriliyor. LG G5’te bu ekran sadece siyah beyaz bilgi gösterebiliyor.

Galaxy S7 ailesi ise renkli görüntüler gösterebiliyor. Bu ekran saatte %0.8 şarj tüketiyor. Sürekli olarak telefonu açıp bildirimi ve saati kontrol etmek için harcadığımız enerjiyi düşününce Always On Display’in batarya kullanımında tasarruf sağladığını söyleyebiliriz.

AMOLED ekran her zamanki gibi muazzam kalitede canlı renkler sunuyor. Keskinlik, kontrast ve parlaklık anlamında üst sıralara oynuyor. Bazı kullanıcılar AMOLED ekranın sunduğu renkleri abartılı bulsa da büyük bir kitle de bu ekrana hayranlık duyuyor. Ekranın parlaklık seviyesinde geliştirmelere gidilmiş. Otomatik parlaklık açık iken 610 cd/m2 parlaklık elde edebilmek mümkün. Manuel parlaklık seviyesinde en yüksek değere aldığımızda cihazın parlaklığı bu kadar yükselmiyor.

Samsung, bu parlaklık seviyesine yalnızca gerekli koşullarda çıkılmasını istiyor. Güneş ışığının yoğun olduğu ortamlarda yaptığımız testlerde ekranı okumada herhangi bir sıkıntı çekmedik. Samsung, otomatik parlaklık seçeneğinde bir takım algoritmik düzenlemeler yapmış. Farklı ışık koşullarında daha önce tercih ettiğiniz parlaklık seviyelerine göre otomatik olarak ayarlamalar yapıyor. Akıllı otomatik parlaklık modu ile bu özelliği aktif etmek mümkün.

Yılın ilerleyen dönemlerinde ne gibi rakipler çıkar bilinmez ama şuan piyasada bulunan telefonlar ile kıyasladığımızda Samsung Galaxy S7 ve Galaxy S7 Edge’in en iyi ekran teknolojisine sahip olduğunu söyleyebiliriz.

Kamera

Galaxy S7 ailesinin ana kamerasına baktığımızda f/1.7 diyafram açıklığına sahip, 12 megapiksel çözünürlüğünde, 1.4µm piksel boyutuna, optik görüntü sabitleme teknolojisine ve tek tonlu led flaşa sahip bir kamera ile karşılaşıyoruz. Diyafram açıklığının bu kadar düşük olduğu başka bir akıllı telefon görmemiştik. Diyafram açıklığı, kameranın ne kadar ışık alabildiği anlamına geliyor. Değeri düştükçe sensörün alabildiği ışık sayısı artıyor.

Galaxy S7 ve Galaxy S7 Edge, f/1.7 diyafram açıklığı ile gece çekiminde daha aydınlık ve daha net görüntüler sunuyor. Galaxy S6’ya kıyasla kamera çözünürlüğünün düştüğünü, piksel boyutunun yükseltildiğini görüyoruz. Bu kalitenin düştüğünü değil yükseldiğini gösteriyor. Fakat 12 MP çözünürlüğü ile 4:3 oranında resim çekilebiliyor. Eğer 16:9 oranında resim çekmek istiyorsanız çözünürlüğü 9.1 MP’e düşürmek gerekiyor.

Kameranın Dual Pixel odaklama teknolojisi bulunuyor. Normal bir akıllı telefonda piksellerin sadece %5’i sensöre odaklama amacıyla veri gönderirken, dual pixel teknolojisi ile piksellerin tamamı bu veriyi gönderiyor. Bu da çok daha hızlı ve doğru bir odaklama anlamına geliyor. Özellikle de hareketli bir nesneye odaklama yapıldığında; telefon hareketli nesneyi doğru bir şekilde takip edip, hızına uygun bir şekilde odaklama yapıyor.

Kameranın video yeteneklerine baktığımızda 4K video kaydı, 1080p 60 fps video kaydı ve 720p 240fps ağır çekim video kaydı özelliklerinin olduğunu görüyoruz. Video kaydı esnasında el hareketinin meydana getirdiği sallantılar OIS teknolojisi sayesinde minimuma indirilebiliyor. Fakat yazılımsal OIS desteği ne yazık ki 4K video kaydı ve 1080p 60fps video kaydı esnasında çalışmıyor.

Geçtiğimiz yılın en iyi kameralarından biri olan Galaxy S6’nın kamerasının daha da geliştirilmesiyle, muazzam bir kameranın meydana geldiğini görüyoruz. Galaxy S7 ailesi özellikle düşük ışık koşullarındaki çekimlerde bizi etkilemeyi başardı.

Farklı koşullarda yaptığımız testlerde resimlerdeki detayları dikkatle inceledik. Detaylardaki renklerin doğruluğu, kontrast oranını yeteri seviyede olması ve bozulmaların çok az olması bizleri şaşırttı. Galaxy S7 ailesi bugüne kadar akıllı cihazlarda gördüğümüz en iyi arka kameraya sahip.

Ön kameraya baktığımızda yine f/1.7 diyafram açıklığına sahip bu sefer 5 MP çözünürlüğünde bir kamera ile karşılaşıyoruz. Arka kamera gibi ön kameranın da HDR özelliği bulunuyor. Tıpkı arka kamera gibi ön kamera da, düşük ışık koşullarında şaşırtıcı seviyede başarılı iş çıkarıyor.

Daha önce iPhone 6S’de gördüğümüz Retina Flash özelliğinin bir benzerine Samsung Galaxy S7 ailesinde rastlıyoruz. Ekran, karanlık ortamda selfie çekerken verdiği yüksek parlaklık seviyesine sahip beyaz görüntü ile ortamı aydınlatıyor. Bir ortamı aydınlatmak için tabiki yeterli değil fakat resmi çeken kişinin yüzünü aydınlatmak için yeterli seviyede.

Kamera arayüzüne baktığımızda Galaxy S6 ve Note 5’teki arayüzün aynı kaldığını görüyoruz. Otomatik çekim modu gayet anlaşılır bir arayüze sahip. Pro Mod bir çok manuel ayar içeriyor. Fakat bu mod, rakiplerine kıyasla karışık ve yetersiz. Yeni eklenen Canlı HDR modu ile HDR efektini fotoğrafı çekmeden canlı bir şekilde görebiliyoruz.

Samsung, sosyal medyada yemek paylaşım çılgınlığının farkında olacak ki Yiyecek Modu isminde yeni bir mod eklemiş. Bu mod ile odaklanan yiyecek; daha canlı ve parlak görünürken, etrafındaki nesneler soluk bir şekilde görüntüleniyor. Tıpkı önceki modellerde olduğu gibi yeni arayüzde de kameraya internet üzerinden mod indirebilmek mümkün. İndirilebilir içerikler arasında yaratıcı modlar yer alıyor.

Performans

Galaxy S7 ailesi tıpkı serinin önceki cihazları gibi global pazarda ve Amerika pazarında farklı işlemciler ile satılıyor. Ülkemizde satılan modellerde Samsuıng’un kendi üretimi Exynos 8890 işlemcisi yer alıyor. Bu işlemci; dört adet 2.3 GHz hızında çalışan M1, dört adet 1.6 GHz hızında çalışan Cortex-A53 çekirdeklerinden oluşuyor.

İşlemciye Mali T880 MP12 grafik kartı ve 4 GB LPDDR4 RAM eşlik ediyor. Cihazın dahili 32 GB Nand depolama alanı bulunuyor. Nand depolamanın hızını test ettiğimizde 400 MB/s okuma, 130 MB/s yazma hızı elde ettik. Dahili depolama için gerçekten çok hızlı.

Amerika pazarında satılan cihazlarda Snapdragon 820 işlemcisi yer alıyor. Galaxy S6’nın Snapdragon ile Exynos işlemcili modelleri arasındaki performans farkı yüksek seviyedeydi. Bu nedenle Exynos sahibi cihazlar Samsung’a tepkilerini dile getirmişlerdi. Bu sene bu iki işlemci arasında yok denecek kadar az fark var.

Bu sene amiral gemilerinin çoğu Snapdragon 820 kullandığı için performans anlamında aralarında belirgin bir fark göremiyoruz. Arayüzde, tarayıcıda ve yerleşik uygulamalarda yazılımsal farklar olsa da oyun performansı anlamında üç aşağı beş yukarı aynı gücü elde ediyoruz.

Samsung, aynı donanım şartlarında daha yüksek performans elde etmek amacıyla Vulkan API desteğini grafik kartlarına eklemiş. OpenGL ES’in yeni Api’si olan Vulkan API, geliştiricilere donanım üzerinde daha fazla kontrol imkanı veriyor. Bu da Vulkan API desteğiyle geliştirilen oyunların hem daha akıcı çalışması hem de daha yüksek grafik kalitesi sunması anlamına geliyor. Benzer yapıyı Apple’ın Metal API’sinde görmüştük.

Android 6.0.1 ile yüklü gelen Galaxy S7/S7 Edge, Touchwiz’in en son sürümünü kullanıyor. Takılma sorunlarıyla şikayet edilen Touchwiz arayüzü Galaxy S6 ile birlikte hafifletilmiş ve stabiliteye ulaşmıştı. Yenilenen donanım ile birlikte Galaxy S7/S7 Edge’i deneyimlediğimiz süre içerisinde herhangi bir performans kaybı, takılma yada kapanma sorunu yaşamadık.

Arayüz gayet stabil bir şekilde tepkilerimize anında yanıt veriyor. Tarayıcı performansına baktığımızda da herhangi bir sorun ile karşılaşmıyoruz. Elde ettiğimiz deneyim masaüstü seviyesinde.

Samsung, ısınma sorununu en aza indirgemek için sıvı soğutmaya yer veriyor. Yoğun oyun testlerimiz ve uzun 4K video kayıtlarımız sonrasında cihazın neredeyse hiç ısınmadığını görüyoruz. Daha önce sıvı soğutma sisteminin Sony Xperia Z5’te kullanıldığını görmüştük. Sony’ye kıyasla Samsung, çok daha yüksek seviyede mühendislik örneği gösteriyor.

Samsung Galaxy S7 ve Galaxy S7 Edge performans anlamında kullanıcısını tatmin edecektir. Android platformunda bu sene amiral gemileri aynı donanımları kullandığı için S7 ve S7 Edge’den belirgin seviyede yüksek performans sunan başka bir telefon şuan için bulunmuyor. Galaxy S7’yi iPhone 6S ile kıyasladığımızda ise kimi testlerde iPhone yüksek sonuç alırken kimi testlerde Galaxy S7 yüksek sonuç alıyor. Özetlemek gerekirse Galaxy S7 ve Galaxy S7 Edge’in günümüzün en güçlü akıllı telefonlarından birisi diyebiliriz.

Arayüz

Touchwiz’in en son sürümünün kullanıldığı arayüz, selefi modellere göre keskin değişiklikler içermese de bir takım yenilikler de içermiyor değil. Yeniliklerden en çok Game Launcher ve Game Tools göze çarpıyor. Game Launcher ile bir oyunu başlatmadan önce uyarıları sessize alabilir, sadece çağrı bildirimlerini açabilir veya güç tasarrufu ayarlarını yapabilirsiniz. Game Tools ise oyunlarda ekranın köşesinde küçük bir ikon şeklinde yer alıyor.

Bu ikona basınca açılan ilgili menüden oyunun video kaydını alabilir, ekran görüntüsünü alabilir, fiziksel tuşları kapatabilir veya oyunu kapanmadan alta alabilirsiniz. Oyunun video kaydını alırken aynı zamanda ön kamera ile kendi görüntünüzü ve sesinizi kaydedebilirsiniz. Paylaşmanın giderek arttığı şu günlerde Game Tools’un büyük avantajı olacaktır.

Arayüzün özelleştirilmesi konusunda Samsung bir takım yeniliklere gitmiş. Dilerseniz uygulamaları ve ana ekranı tek pencerede görüntüleyip iPhone benzeri bir sayfalamayı aktif edebilirsiniz. Ayarlar menüsünden tema üzerinde çeşit sayısı az olsa da özelleştirmeleri yapabiliyoruz. Bunun haricinde tema indirme özelliği önceki modellerde de olduğu gibi devam ediyor.

Çift ekranda uygulama çalıştırma özelliği ile destekleyen uygulamaları alt alta veya yatay ekranda yan yana çalıştırabiliyoruz. Çerçeve boyutları el ile ayarlanabiliyor.

Güç tasarrufu modu ve ultra güç tasarrufu modu ile cihazdaki bir takım özellikleri kısarak daha uzun kullanım süresi elde edebilirsiniz. Ultra güç tasarrufu aktif edildiğinde ekran siyah beyaz renklere bürünerek bir çok özelliğini kapatıyor. Telefonu adeta 3310 moduna dönüştürüyor. Önceden ultra güç tasarrufu modunu aktif etmek için cihazı açıp kapatmak gerekiyordu. Bu gereklilik kalkmış, artık ufak bir bekleme ile mod aktif ediliyor.

Edge

Samsung Galaxy S7 Edge’in kavisli ekranı sadece tasarıma değil kullanışa da katkıda bulunuyor. Hızlı işlemlerin yer aldığı Edge arayüzü artık daha geniş tasarıma ve araç seçeneğine sahip. Daha önce tek sütun halinde karşımıza gelen bu arayüz pek kullanışlı değil. Bunun farkında olan Samsung, çift sütunlu yapıya geçerek kullanışlılığı arttırmış.

Edge arayüzü ile rehberdeki 5 kişiye hızlıca mesaj atabilir yada arayabilir, hava durumuna, yahoodan haberlerine, anımsatıcıya, spor müsabakalarının sonuçlarına, borsaya,cetvele ve pusulaya hızlıca erişebiliriz. Ayrıca 10 adet uygulama kısayolu da ekleyebilmek mümkün. Edge arayüzüne alıştıktan sonra, bu arayüzü sık sık kullanacaksınız.

Batarya

Samsung, Galaxy S7 ve S7 Edge modelinde batarya konusunda büyük geliştirmelere gitmiş. Galaxy S7 3000 mAh kapasitede pile, Galaxy S7 Edge 3600 mAh kapasitede pile sahip. Özellikle Galaxy S7 Edge, amiral gemilerinde pek görmeye alışık olmadığımız kadar büyük bir pil ile geliyor.

Bataryanın Samsung’a özel Quick Charge 2.0 hızlı şarj desteği bulunuyor. Aynı zamanda kablosuz şarj da mümkün. Fakat kutu içeriğinden kablosuz şarj standı çıkmıyor. Kablolu şarj ile Galaxy S7 Edge’in 3600 mAh bataryası 0’dan 60’a 1 saat 45 dakikada doluyor. 0’dan 100’e 1 saat 45 dakikada doluyor.

Galaxy S7 Edge ile yaptığımız kullanım testlerinde tam dolu batarya ile 19 saat video oynatımı, 13 saat web deneyimi veya 8 saat oyun süresi elde ettik. Exynos 8890 işlemci ve Super AMOLED ekran gerçekten büyük tasarruf sağlıyor. Galaxy S7 Edge ile telefonu yoğun bir şekilde kullansanız bile bir buçuk günü rahatlıkla çıkarabiliyorsunuz. Gün içerisinde telefonu sürekli kurcalasanız, oyun oynasanız, sürekli mail takibi ve webde surf yapsanız bile gün sonunda şarjınız bitmemiş oluyor.

Galaxy S7 Edge, bir amiral gemisine göre etkileyici batarya kullanım sürelerine sahip. Orta sınıfa inildikçe daha yüksek batarya kullanım süresi sunan telefonlar olsa da amiral gemileri içerinde en uzun kullanım süresi sunan telefon oluyor. Galaxy S7 ise S7 Edge’e göre yaklaşık %20 daha düşük batarya kullanımı sunuyor. Fakat rakiplerine kıyasla Galaxy S7 de uzun kullanım süresi sunabiliyor.

Bağlantı

Son olarak telefonun bağlantı özelliklerine baktığımız zaman 4.5G destekleyen Cat 9 özellikli modem, Samsung Pay destekli NFC, nabız ölçer, Wi-Fi 802.11 ac, Bluetooth 4.2 ve A-GPS özelliklerinin yer aldığını görüyoruz.

Son Olarak

Exit mobile version